Alzheimer’ın İzlerini ve Etkilerini Nasıl Azaltabiliriz?

Alzheimer'ın

Alzheimer’ın hastalık belirtilerini doğrudan yaşayan kişilerden neler yapılabileceğine dair öneriler:

Gerçekleri Kavrayın

Demans tanısını konduğunda kişinin bireyselliğini ve karar verme yetisini kaybettiğine dair yaygın bilinen yanlış bir kanı vardır. İnsanlar her biri geniş bir çeşitliliğe sahip demans semptomlarını, hastalık durumunu ve evrelerini bilmiyorlar.

Acil servise giden yaşlı hastaların yaklaşık %30-40’ının bilişsel bozukluk yaşadığını ama kendilerine demans tanısı konulmadığını biliyor muydunuz?

 

Hastalığın Ardındaki Kişiyi Düşünün

Kendisine 10 yıl önce Alzheimer teşhisi konan Richard Taylor, Alzheimer’ın hastalık belirtilerini doğrudan kendisi yaşamış. Bunu değiştirmek için neler yapabileceğini düşünen Taylor, hayatını toplumun demans hastalarına daha farklı bakması konusunu dile getirmeye ve desteklemeye adamış.

Bazı ileri yaştaki topluluklar bu hastalığa ve hastalığın ardındakilerine farklı bir açıdan bakıyor bile. Alzheimer ve demans bakım toplulukları arasında öncü olan “Demantiaville”, demanstan mustarip olan kişilere, bir zamanlar hastalıkları henüz başlamadan önce sahip oldukları hayatı yaşayabilme imkânı tanıyarak onların hayat standartlarını arttırmış bulunuyor.

Taylor, kendisinin ve diğer demans hastalarının anlaşılabilmelerini istiyor ve şöyle diyor, “Ben hâlâ bir insanım. Yok olup gitmiyorum. Yarım boş hâlde veya cansız bir birey değilim. Değişiyorum ama diğer herkes gibi hâlâ bazı ihtiyaçlarım var. Azalan şey kendim değil, sadece bu ihtiyaçlarımı tek başıma karşılayabilme kapasitem.

 

Sosyalleşmeye Öncelik Tanıyın

Taylor, ileri yaştaki topluluklara yaptığı konuşmalardan, Alzheimer hastalarının birbiriyle iletişimde olduğu tek anın çalışanların onlara yemek servis ettiği veya ilaçlarının verildiği anlar olduğunu öğrendiğini belirtiyor. “Etkileşim teşvik edilmemiş çünkü bu gerçek ihtiyaç olarak görülmemiş. Bu, her zaman sevilmeye ihtiyaç duyduğumuz anlamına gelmiyor, sevgi vermeyi ve arkadaşlık ilişkilerini geliştirmeyi arzuluyoruz.” Yapılan son araştırmalar sosyalleşmenin aslında demans semptomlarını azalttığını gösteriyor.

 

Saklanmayın: Dışarı Çıkın

Aktör Seth Rogen, 2014 yılında Sağlık ve İnsan Hizmetleri Departmanı’nın Senato Ödenek Komisyonu’na Alzheimer’ın fonlarına daha fazla ihtiyaç duyulduğu konusunda bir konuşma yaptı. Kendisi, kayınvalidesinin Alzheimer hastalığıyla uzun süreli olan mücadelesinin ailesini nasıl etkilediğini paylaştı ve bunu dile getirmesi gerektiğini şöyle belirtti, “İnsanların daha fazla yardıma ihtiyacı var. Bu hastalığın sebep olduğu mali zorluğu büyük ölçüde yaşadım. İnsanlar yalnız olmadığını bilmeliler ancak çok az kişi kendi hikâyesini anlatıyor.

Rogan, 50li yaşlarının ortasında Alzheimer teşhisi konulan kayınvalidesinin nasıl bu kadar erken bu hastalıktan mustarip olduğunu gördüğü konusunda şaşkına dönmüş. Kendisi öncesinde Alzheimer’ın “sadece ve nadiren, gerçekten çok yaşlı olan kişilerde görülebileceğine” ve “anahtarları unutmak ile doğru ayakkabıları giymemekten” ibaret olduğunu düşünüyormuş.

Rogan, kendi hikâyesini paylaşmanın hastalık hakkında farkındalık yaratacağına ve Alzheimer’ın araştırmasını yapan kuruluşlarda daha fazla fon toplanacağına inanıyor.

Ülkeler ‘Alzheimer’ kelimesini fısıldıyor çünkü hükümetler böyle istiyor. Her ne kadar Alzheimer topluluklarının yıllardan beri yaşadıkları konusunda fısıldamak sessiz kalmaktan daha iyi olsa da, bu yine de yeterli değil. İlgi çekip hak ettiği ve ihtiyaç duyduğu fonlara sahip olana kadar bu konu haykırılmalı.

Tanınmış seyahat rehberi yazarı, radyo ve televizyon sunucusu Rick Steves, 2013 yılında annesini Alzheimer’dan kaybetmiş. Kendisi demans belirtilerini nasıl azaltılabileceği hakkında Washingon Post’a şöyle yazdı, “Bizler gururlu canlılarız. Üzerimizde çok fazla sosyal beklenti var ve toplumda bunları gerçekleştiremeyen sevdiğimiz birine sahibiz. Bu durumda ne yaparsınız? Ben bu kişilerin topluma karışmalarına, dışarıda oturmalarına ve ses çıkarmalarına izin vermenin önemli olduğunu düşünüyorum.